Tavsiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tavsiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Kasım 2011 Pazartesi

MÜŞTERINİZ KIMDIR?



Müşteri, bir şirketten ürün veya servis satın almış veya satın alması olası olan kişidir. Müşteri, pazardaki kıt kaynaktır. sınırlıdır ve pazarda rekabet eden tüm şirketler Pazar paylarını arttırmak için daha fazla müşteriye ulaşmaya ve mevcut müşterilere daha fazla ürün satmaya çalışmak gerekmektedir.
Müşteri, bu bakımdan, özenle elde tutulması gereken, ilgilenilmesi gereken, devamlı olarak iletişim halinde olunması gereken kişidir. Bu bağlamda, müşteriler ile iletişim kurulması, randevulara gidilmesi, konuşulanların detaylarının kayıt altına alınması önemlidir ki o müşteri hakkında bir bilgi birikimi oluşturulsun.

Sorulması gereken soru:  Müşterilerinizin gözünde nasıl var olabilirsiniz?
Müşterilerimiz son dönemlerde giderek güçleniyorlar; çünkü İstekleri yeterince karşılanamayan müşteriler için artık aynı hizmeti alabilecekleri birçok alternatif var. Müşterilerimiz ile duygusal bir bağ kuramıyor, tercihlerini aklımızda tutamıyor, onlara sürekli yeni tanışıyormuşuz gibi davranıyorsak; onlara isteklerini değil de bizim sunduklarımızı satmaya çalışıyorsak, müşterilerimizin gözündeki yerimizi günbegün kaybetmemiz işten bile değil.
Günümüzün teknolojik imkânlar, müşterilerimizi birey olarak tanımaya, onların profil bilgilerini ve tercihlerini saklamaya, bu bilgiler ışığında pazarlama ve satış yapmaya olanak sağlıyor. Yeter ki bu yola nasıl çıkacağımızı bilelim, ön hazırlıklarımızı doğru yapalım, en etkin teknolojiyi doğru kişilerle kuralım.  www.PazarlamaProjeleri.com

Benzer yazıları www.PazarlamaProjeleri.com adresinden inceleyebilir. Facebook sayfasından (Like) yazılarımız yayınlanırken anında haberdar olabilir http://www.facebook.com/pages/pazarlamaprojelericom/199721040046066 Bizleri  twitter.com/marketing_ist adresinden takip edebilirsiniz. 

5 Eylül 2011 Pazartesi

Sosyal medya kazandırıyor mu? Röportaj Zaman Gazetesi 28 Agustos 2011


İnternet kullanıcılarının sayısı gün geçtikçe artıyor. Facebook, Twitter, Linkedin gibi sitelerin milyonlarca takipçisi var. Farklı amaçlarla kullanılan sosyal medya araçlarından herkesin kazancı da farklı oluyor. Peki kim, ne kazanıyor, nasıl kazanıyor? İşi uzmanına sorduk.
İnternet kullanımının oldukça yaygın olduğu şu günlerde sanatçılar, siyasiler, dünyaca tanınmış markalar, şirketler, spor kulüpleri, gazeteler kısacası herkes Facebook, Twitter, Linkedin gibi sosyal medya araçlarının nimetlerinden yararlanıyor. Sanatçılar albüm tanıtımlarını yapıyor, konserlerini duyuruyor. Hatta gönderdiği tweetlerle günlerce gündemde kalabiliyor. Siyasiler ise deyim yerindeyse sanal mitingler düzenliyor, vermek istediği mesajları direkt olarak hedef kitlesine ulaştırabiliyor. Bu sayede kazanç elde edebiliyorlar.
Durum böyle olunca toplumun farklı kesimlerinden insanlar sosyal medyanın sınırsız imkânlarından faydalanmak için adeta birbiriyle yarışıyor. Dünyada sadece Twitter'ın 210 milyon kullanıcısı olduğu, Facebook kullanıcılarının da ayda 700 milyar dakikadan fazla zaman harcadığı düşünüldüğünde bu yarışın ne kadarda çetin olduğu gerçeği ortaya çıkıyor. Dolayısıyla sosyal medya herkesin hedeflerini gerçekleştirmesinde bir kazanç kapısı olarak görülüyor. Peki, sosyal medya gerçekten bir kazanç kapısı mı?
"Doğru kullanılırsa bulunmaz nimet "
Sorumuzu Pratikkod Yazılım Geliştirme Pazarlama Müdürü Murat Yılmaz, "Sosyal ağlara ne şekilde yaklaştığınız ve nasıl kullandığınızda saklı." şeklinde cevaplıyor. "Doğru kullanıldığı takdirde sosyal medya herkes için bulunmaz bir fırsat ama kazançtan kasıt sadece para değil. Planladığınız hedeflere ulaşmak da bir kazançtır. 

Yılmaz'a göre özellikle şirket ve markalar sosyal medyayı satış yapma yeri olarak görmemeli, bu doğru bir yaklaşım değil. Sebebini şöyle açıklıyor: "Sosyal medya şirketlerin ve markaların takipçileriyle iletişim halinde oldukları bir ortam, satış yaptıkları bir yer değil. Kaldı ki satış içerikli mesajlar takipçilere oldukça itici geliyor. Sosyal medya, şirket ve markaların satış grafiklerini direkt olarak değil, dolaylı ve uzun vadede artırabilecek bir ortamdır."
"Farklı hedefler için farklı mecralar kullanılması gerekir"
Murat Yılmaz, bir şirket ya da markanın pazarlama hedeflerine ulaşmada tüm sosyal medya araçlarından yararlanabileceğini ancak ticaretle uğraşanlar için Linkedin ve Xing'i kullanmanın neredeyse bir zorunluluk arz ettiğini ifade ediyor. Facebook ve Twitter ise daha çok bireysel amaçlı kullanılıyor.
Bir mal veya hizmeti pazarlamak için, birçok farklı araçlarla pazarlama yapıldığını söyleyen Yılmaz, "Yüz yüze görüşmeler tarih oluyor. Artık sanal ofislerde dünyanın dört bir ucundan onlarca kişiyle sanal toplantılar yapabilir, ürünlerinizi pazarlayabilirsiniz. Buna en güzel örnek present online sitesi." diyor.
***
Klout ile sosyal medyadaki gücünüzü ölçün
Klout sosyal medya profilinizi analiz eden, ona 100 üzerinden puan veren bir araç. Skorunuz ne kadar yüksekse, kendi sosyal ağınızda bulunan takipçilerinizi o kadar etkilediğiniz düşünülüyor. Klaut skoru yüksek olan kullanıcılar 5 yıldızlı otellerde konaklama bedava uçma fırsatına bile sahip olabiliyor.
***
Sosyal medya rezil de ediyor vezir de!
Sosyal medyanın markalar üzerindeki etkisi ve markaların sosyal medyayı kullanarak yaşadıkları bir krizi nasıl kazanca dönüştürdüğüne güzel bir örnek Domino's Pizza'nın yaşadıkları. Facebook, Twitter gibi sitelerde pizzalarıyla ilgili yazılan yüzlerce olumsuz yorumu ciddiye alan Domino's Pizza yöneticileri, tüm bu yorum ve eleştirilerden yola çıkarak pizzalarını müşterilerinin isteklerini göz önünde bulundurarak yapmaya başlamış. Mevcut durumu fırsata dönüştürmeyi başaran yöneticiler, olumsuz yorumda bulunan ve "pizzam keşke şöyle olsaydı" diyen bir müşterisine tam onun istediği gibi pizzayı evine ulaştırmış. Sonrasında bu videoyu sitesinde yayınlamış.
***
"Sosyal medyada var olmadan önce gerçek hayatta var olmalı"
Murat Yılmaz, "Artık kapı kapı dolaşıp ürün satma ya da müşteri bulma zamanı geride kaldı. Şirketler Linkedin ve Xing gibi sitelere üye olarak dünyanın her yerinden binlerce kişiye çok kısa sürede ulaşıp, iş yapılabiliyor. Bu gibi siteler sayesinde binlerce takipçisi ve yayınladığı yazılarla şirketler/kişiler itibarını artırabiliyor ya da itibarı yüksek şirketlerle ticaret yapıyor." bilgisini veriyor. Yılmaz, tüm bu hedeflerin gerçekleştirmesinde sosyal medyada var olmadan önce gerçek hayatta var olmanın önemine dikkat çekiyor. Sağlam bir geçmişi olmayan kişi, şirket veya markanın sosyal medyayı kullanarak tüm hedeflerine ulaşmasının zor olduğunu belirtiyor.

Benzer yazıları www.PazarlamaProjeleri.com adresinden inceleyebilir. Facebook sayfasından (Like) yazılarımız yayınlanırken anında haberdar olabilir http://www.facebook.com/pages/pazarlamaprojelericom/199721040046066 Bizleri  twitter.com/marketing_ist adresinden takip edebilirsiniz. 

9 Ağustos 2011 Salı

Nasıl daha Verimli Çalışırsınız?

























Benzer yazıları www.PazarlamaProjeleri.com adresinden inceleyebilir. Facebook sayfasından (Like) yazılarımız yayınlanırken anında haberdar olabilir http://www.facebook.com/pages/pazarlamaprojelericom/199721040046066 Bizleri  twitter.com/marketing_ist adresinden takip edebilirsiniz. 

29 Aralık 2010 Çarşamba

İş stiliniz nedir?

Linkedin Poll'da yayınlanan anketimizi aşağıdaki linkten doldurup, sonuçları izleyebilirsiniz.

Linkedin Polls - What is your workstyle?

Benzer yazıları www.PazarlamaProjeleri.com adresinden inceleyebilir. Facebook sayfasından (Like) yazılarımız yayınlanırken anında haberdar olabilir http://www.facebook.com/pages/pazarlamaprojelericom/199721040046066 Bizleri  twitter.com/marketing_ist adresinden takip edebilirsiniz. 

15 Ekim 2010 Cuma

Karar vermenin efendisi, Jonah Lehrer, Lords Of Marketing'de

İnsanlar karar aldıkları ilk günden beri nasıl karar aldıkları konusunda kafa yormuşlardır. Yüzyıllar boyunca insan davranışlarını dışarıdan gözleyerek, karar alma üzerine incelikli teoriler geliştirmişlerdir. Beyin tam bir kapalı kutu olduğu için bu düşünürler insanın kafasının içinde gerçekte neler olup bittiği hakkında fiilen sınanamayan bazı varsayımlara dayanmak zorunda kalmışlardı.

Jonah Lehrer, sinirbilimin bulguları ışığında kararlarımızı nasıl verdiğimizi inceliyor. Karar öncesinde beynimizin içinde neler olup bittiğini aydınlatmaya çalışıyor. Uçak pilotlarının, oyun kurucularının, dizi yönetmenlerinin, poker oyuncularının, profesyonel yatırımcıların,  teknik direkörlerin, suçluların, günlük hayatta aldıkları kararları irdeliyor.  Beyin açısından bakıldığında, iyi bir kararla kötü bir karar arasında ince bir çizgi var ve nörobilimlerdeki yeni keşiflerin, spordan, medyaya kadar liderler tarafından nasıl avantaja dönüşeceğini, Lords of Marketing'de anlatacak.

13 Ekim 2010 Çarşamba

Paradoks

İyimser, her tehlikede bir fırsat görür.
Kötümser ise, her fırsatta bir tehlike görür.
Winston Churchill




Benzer yazıları www.PazarlamaProjeleri.com adresinden inceleyebilir. Facebook sayfasından (Like) yazılarımız yayınlanırken anında haberdar olabilir http://www.facebook.com/pages/pazarlamaprojelericom/199721040046066 Bizleri  twitter.com/marketing_ist adresinden takip edebilirsiniz. 

21 Haziran 2010 Pazartesi

Genç girişimcilere 27 bini hibe, 70 bin TL kredi

Doğu Marmara ABİGEM A.Ş, İŞKUR ve KOSGEB tarafından yürütülmekte olan "Kendi İşim Olsun" adlı Girişimci Yetiştirme Programı dün tanıtıldı, protokol imzalandı.
Kocaeli Sanayi Odası Sosyal Tesisleri’nde gerçekleşen toplantıya projeye destek veren Kocaeli Valisi Ercan Topaca, Kocaeli İşkur Müdürü Öztekin Kaşukçi, Doğu Marmara ABİGEM Yönetim Kurulu ve KSO Başkanı Ayhan Teytinoğlu, KSO Genel Sekreteri Necmettin Bayraktar, Doğu Marmara ABİGEM AŞ Genel Müdürü Memet Turabi, Doğu Marmara Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Erkan Ayan, Kocaeli Genç Girişimciler Kurulu Başkanı Bülent Karagöz, Kocaeli Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Penbe Arslan, KOSGEB Gebze İgem Müdürü Atacan Yücelen katıldı.


KSO Başkanı Ayhan Zeytinoğlu program hakkında bilgi verirken, tanıtımı şu sözlerle yaptı:
“-Bu proje ile bölgedeki girişimcilik potansiyelin artması amaçlanıyor. Program; Kocaeli Valiliği, KSO, KOTO, Körfez Ticaret Odası, Gebze Ticaret Odası, Kocaeli Kadın Girişimciler Kurulu, Kocaeli Genç Girişimciler Kurulu tarafından desteklenmektedir. Girişimcilik programı kapsamında uzun yıllardır verilmesi için çalıştığımız finansman desteğinin bu yıl itibari ile KOSGEB tarafından sağlanmış olması oldukça sevindiricidir. Programa 100 girişimcinin seçilmesi için öncelikli şart 22 Haziran saat 17.30’a kadar İŞKUR’a kayıt yaptırmaktır. 24 Haziran’da katılımcıların anket formlarını doldurması gerekmektedir. Bu formlar üzerinden ilk elemeler yapılacaktır. Bu elemeleri geçen katılımcılar 28-29 Haziran’da mülakatlara davet edilip, uygun adaylar seçilecektir. Seçilen 100 girişimci adayları 72 saatlik eğitimin ardından iş planlarını hazırlayacaklardır. İş planlarını yazan katılımcılar, KOSGEB tarafından onaylanan iş planları için kredi ve hibe desteği alarak iş fikirlerini işe dönüştürebilecekler. Kendi İşim Olsun programının eğitim 
hizmetini sunan Doğu Marmara ABİGEM AŞ 1 Temmuz itibari ile eğitimlere İzmit ve Gebze’de başlayacaktır”
-------
Benzer yazıları www.PazarlamaProjeleri.com adresinden inceleyebilir. Facebook sayfasından (Like) yazılarımız yayınlanırken anında haberdar olabilir http://www.facebook.com/pages/pazarlamaprojelericom/199721040046066 Bizleri  twitter.com/marketing_ist adresinden takip edebilirsiniz. 

9 Mart 2010 Salı

SOSYAL GİRİŞİMCİ GENÇ LİDER ADAYLAR ARANIYOR!


Sosyal Girişimci Genç Liderler Akademisi (SOGLA), Dünya Bankası tarafından Türkiye’nin Yaratıcı Kalkınma fikri seçilmesi ile aldığı destekle geleceğin sosyal girişimci liderlerini keşfedip topluma kazandırmak için geçtiğimiz Ekim ayından bu yana çalışmalarına devam ediyor.
Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri arasından seçilen 25 genç sosyal girişimci lider adayı ile Şubat ayında Profesyonel Koçluk, Liderlik, Sosyal Girişimcilik, Girişimcilik ve Etkin İletişim Becerileri gibi farklı modüllerden oluşan kapsamlı bir eğitim sürecini başarı ile bitiren SOGLA, 10 Nisan tarihinde tüm üniversite öğrencilerine açık olacak olan Sosyal Girişimcilik Konferansı ile hem alanında bir ilke imza atacak hem de Türkiye’nin geleceği olan gençlerin bu alanda farkındalığını arttıracak.
‘Toplum için Fark Yarat’ sloganı ile harekete geçen SOGLA’nın, 10 Nisan tarihinde düzenleyeceği tüm üniversite öğrencilerine açık olarak düzenleyeceği Türkiye’de bir “ İLK” olan konferansa başvurular 5 Mart- 28 Mart tarihleri arasında www.sosyalgirisimcilik.org adresinden gerçekleşecek. Konferansın hedefi Türkiye’de çok yeni olan sosyal girişimcilik alanında önde gelen sosyal girişimcileri, öncü şirketleri, fikir liderlerini ve akademisyenleri öğrencilerle buluşturarak ‘Türkiye’de genç olarak ne yapabilirim?’ sorusuna daha çok gencin cevap bularak gençlerin bu alanda etkin çalışmalar yapmasını sağlamaktır.
Toplumsal sorunlara sürdürülebilir çözümler üretecek sosyal girişimci liderler yetiştirmeyi ve sosyal girişimcilik kavramını gençler arasında yaymayı kendine amaç edinen SOGLA’nın düzenlediği Sosyal Girişimcilik Konferansı başvurular arasından seçilecek 300 üniversitelinin katılımıyla Boğaziçi Üniversitesi’nde ve ücretsiz olarak gerçekleşecek.
*Sogla Turkiye'nin ilk sosyal girisimcilik akademisi olarak, 'Toplum icin Fark Yarat' slogani ile gectigimiz Mayis ayinda Dunya Bankasi tarafindan duzenlenen Turkiye'de Genclik: Gelecegimizi Sekillendirelim isimli yaratici kalkinma fikirleri yarismasinda Turkiye'nin yaratici kalkinma fikri secilmistir.
---------------
Benzer yazıları www.PazarlamaProjeleri.com adresinden inceleyebilir. Facebook sayfasından (Like) yazılarımız yayınlanırken anında haberdar olabilir http://www.facebook.com/pages/pazarlamaprojelericom/199721040046066 Bizleri  twitter.com/marketing_ist adresinden takip edebilirsiniz. 

14 Ocak 2010 Perşembe

Farklı bakmak mı? Fark yaratmak mı? Farkı görmek mi?


Bilginin bir zenginlik olduğu tartışılmaz. Kavranmayan, kişiye fazla gelen bilginin, bir engel olabileceği, her şeyi daha önce yaşadıklarımız çerçevesinde yorumladığımız zaman, yol gösterici olmak bir yana, bizi sınırladığını fark edemeyiz. Bilgilerimiz geçmiş deneylerimize dayanır ama hiçbir şey bir öncekinin tekrarı değildir. Sözkonusu sıradanlık, devamlı büyüyerek, etrafımızda bir algı karmaşası oluşturuyor. İçinde bulunduğumuz yüzyılda, mal ve hizmetlerini satmaya çalışan firmalar, çok kısa bir süre içerisinde, sıradan bir fikri, farklı olarak tüketiciye sunarak, talepleri artırma yarışında bir önceki reklama göre daha farklı olma yarışına giriyorlar. Bu koşullar, farklı bir bakış açısı getiriyor. (yukarıda bu konuda iyi bulduğum bir örneği sizlerle paylaşıyorum.)

Rekabet gücünün ana unsuru "fark yaratmak"tır. Fark yaratmak ise , kısaca, herkes gibi yapmamakla mümkün. Eğer bir fark yaratmak istiyorsanız bunu diğerlerinin yaptığından çok az daha iyisini yaparak yapamazsınız. Yaratıcılık ön planda olmalı. Yaratıcılık için, önce bu farkları anlamak, rakiplerinizi farklı bir bakış açısı ile görmek gerekiyor.

Reklamcılıkta, "farkı görmek"den çok "farkı göstermek" daha önemlidir. Tüketicileriniz ile, onların dikkatlerinin en dağınık olduğu zamanda karşılaşabilir ve o zor algılanabilecek zamanda, mesajınızı maksimum etkiyi oluşturabilecek yalınlıkta sunabilirsiniz.

Reklamcılıkta fark yaratmak için çözmeniz gereken denklem, basit, anlaşılır, etkili, yalın ve güvenilir mesajı, en kısa zamanda vermenizdir.
----------------------
Benzer yazıları www.PazarlamaProjeleri.com adresinden inceleyebilir. Facebook sayfasından (Like) yazılarımız yayınlanırken anında haberdar olabilir http://www.facebook.com/pages/pazarlamaprojelericom/199721040046066 Bizleri  twitter.com/marketing_ist adresinden takip edebilirsiniz. 

6 Ekim 2009 Salı

Martin Lindstrom -

Tüm dünyada "Brandmaker" (Marka Yaratıcısı) olarak tanınan ve Amerikanın en büyük 30 firmasına danışmanlık yapan marka ve pazarlama gurusu Martin Lindstrom'un hepimiz gibi daha fazla nasıl satarımın cevabını arıyor. Bu bağlamda hepimizin sorduğu sorulara faklı bir bakış açısı sunuyor. Günümüzde piyasaya sürülen 10 yeni ürünün neden sadece bir tanesi pazarda tutunurken diğerleri kaybolup gidiyor? Bizim için olmazsa olmaz dediğimiz markalar nasıl oldu? Reklamlarına harcanan milyarlarca dolara rağmen tüketiciye bir anlam ifade etmeyen markalara karşılık, iPod’un beyaz kulaklıklarla dans eden gençleri nasıl milyonların sevgilisi olabiliyor?

Lindstrom’a göre tüketicinin gerçekten ne istediğini anlamak için, onları dinlemek, saha analizleri yapmak ya da milyarlar harcanarak yapılan modellemeler, analizler yeterli değil. Çünkü tüketici uzun zamandır söylediğini yapmıyor, inkâr ettiğini kucaklıyor. Bu yüzden Lindstrom ve araştırma ekibi kaynağa, yani beyine giderek satın alma kararlarının nasıl verildiğini ölçüyor, inceliyor.

Kitaba ismini veren “buy-ology” terimi, alışveriş yaparken vücudumuzun gerçekte neler hissettiğini ve neler istediğini anlama bilimi anlamına geliyor. Kısacası tüketiciler bilerek ya da bilmeyerek bize yalan söyleseler de, beyinleri hep doğruyu söylüyor.


Lindstrom’un pazarlama önerileri;

1. Tüketicinin aklında yer etmek isteyen markalar, etkileyici bir hikaye anlatmalılar. Böylece tüketicinin aklında daha uzun süre kalırlar.

2. Marka, kendine bir ritüel yaratmalı.

3. Gelecekte batıl inançlara oynayan markalar çok satacak. Bunu bilerek markaları konumlandırmakta fayda var.

4. “Beni al” şeklinde iletişim değil, gizli iletişim önemli.

5. Markayı oluştururken en güçlü duyunun ses olduğunu unutmamak gerekiyor. Bugün ise markaların yüzde 33’ü göze hitap ediyor.

6. Gelecekte logolar önemini kaybedecek.

7. Marka, güçlü düşmanla daha çok güçlenir.

8. Marka, aidiyet yaratmalı.

9. Merkez haline gelmek önemlidir. Starbucks’ın yayılmacı bir politika ile iz bıraktığını unutmamak gerekiyor.

10. Ritüel oluşturun. Grona birası,limonla birayı birlikte içme geleneği başlattı ve bu şekilde ünlendi.

11. Görkemli görünmeye önem gösterin. Markanız büyüklüğünüzü, büyük düşündüğünüzü yansıtmalı.

12. Gizemli görünün. Coca Cola, KFC gibi şirketlerin özel açıklanmayan tarifleri var. Bunun için, şirketlerin de kimseyle paylaşmadıkları sırları olmalı.

13. Misyonerleriniz olmalı. Markalarınızı tanıtan, kulaktan kulağa sizin hakkınızda düşünen misyonerlere sahip olmalısınız.




24 Mart 2008 Pazartesi

Bakış Açısı


Picasso nun bir eserini goren zengin bir bayan picasso ya sorar;

- Bayım cizmiş oldugunuz eserin ,balığa benzer hiçbir yanını goremememe ragmen bu tablonun altına neden balık yazdıgınızı bir turlu anlıyabilmiş degilim

Picasso gulumseyerek tablonun altındaki "f" "i" "s" "h" harflerini gosterir

- Bende buraya baktıgımda balık goremiyorum malesef

Sanat, hayatın algılanışıdır. Ama nereye baktığımız ve ne algıladığımızda önemlidir. Pazarlama yönetiminde, asıl olan genel bir bakış açısı geliştimektir.

----------------
Benzer yazıları www.PazarlamaProjeleri.com adresinden inceleyebilir. Facebook sayfasından (Like) yazılarımız yayınlanırken anında haberdar olabilir http://www.facebook.com/pages/pazarlamaprojelericom/199721040046066 Bizleri  twitter.com/marketing_ist adresinden takip edebilirsiniz. 

16 Ekim 2007 Salı

Jason Jennings - "Büyük olan küçüğü değil, Hızlı olan Yavaşı Yer"

Jason Jennings, Soysal Danışmanlığın düzenlediği "Perakende Günleri" kapsamında 21-22 Kasım'da İstanbul'a geliyor. Bu yıl 7.si düzenlenecek olan, Perkande Günleri, seçilen konuşmacılar , seçilen konular ve seminerlerin sunumu açısından, Türkiyede önemli bir boşluğu dolduruyor.

Bu yıl ilk defa gerçekleştirilecek “Kulvar” sistemi ile katılımcılar “konferans içinde konferans” ayrıcalığını yaşayacaklar. Aynı konudaki oturumlardan oluşan kulvarlar, belirli bir alanda uzmanlaşmak isteyen katılımcılara, tam bir bilgi bonbardmanı gerçekleştirecekler. Kulvar sistemi ile gelen en büyük avantaj ise katılımcıların istedikleri konularda daha fazla ve detaylı bilgi edinmelerini sağlamak olacak. İki güne yayılmış 10 değişik kulvarın konu başlıkları ise şöyle olacak;

- Alışveriş Merkezleri
- Yakın Gelecek
- İşin İncelikleri
- Pazarlama: Markayı Canlı Tutmak
- Yurtdışındaki Fırsatlar
- Görsel Mağazacılık
- Merchandising
- İnsan Kaynakları
- Case Studies


Kısa bir yorum da benden "Hızlı olun, Büyükleri (hantalları) geçin"

26 Eylül 2007 Çarşamba

Pazarlama

Diplomatın biri fakir bir adama gider ve:

- Oğlunun evlenmesini sağlayabilirim, der.

Fakir adam yanıtlar:

-Asla oğlumun hayatına karışmam.

-Ama kız Lord Rothschild'in kızı.

-O zaman başka...

Diplomatın sıradaki durağı Lord Rothschild'dir:

-Kızınız için bir kısmet buldum Lordum.

-Ama benim kızım evlenmek için çok küçük.

-Ama bu delikanlı hali hazırda Dünya Bankası Başkan Yardımcısı.

-O zaman baska

.. Diplomat bu sefer soluğu Dünya Bankası başkanının yanında alır:

-Size başkan yardımcısı olarak tavsiye edeceğim bir delikanlı var.

-Ama benim şimdi ihtiyacımdan fazla başkan yardımcım var zaten.

-Ama bu çocuk Lord Rothschild'in damadı.

-O zaman baska..

25 Eylül 2007 Salı

Tavsiye #5

Satıcı, Şef sekreter ve Satış Müdürü bir öğlen paydosunda lokantaya doğru yürümektedirler. Parktaki banklardan birinin üzerinde sihirli bir lamba bulurlar.

Lambayı ovarlar ve gerçekten de lambadan cin çıkar. "Aslında kişiye 3 dilek hakkı veriyorum ama sizler üç kişi olduğunuz için hepinizin birer dileğini gerçek yapacağım" der cin.

Şef sekreter arsızca atılarak "önce ben" diyerek sıranın önüne yerleşir.
"Bahamalarda, muhteşem bir sahilde tatil yapmak istiyorum. Tatilim hiç bitmesin ve hiçbir dert hayatıma girmesin" diye dileğini ifade eder. ve hoop, ortadan kaybolur.

Şimdi de Satıcı atılır ve "şimdi sıra bende" der.
"Hayallerimdeki kadınla Tahiti sahillerinde Pina Colada içmek istiyorum" der ve hoop, o da ortadan kaybolur.

"Şimdi sıra sende" der cin Satış Müdürüne,
"İkisini de öğleden sonra işlerinin başında görmek istiyorum" der Satış Müdürü.

Hikayeden çıkartılacak ders / tavsiye :
Üstünüz olan birinin her zaman için önce konuşmasına izin verin.

Girişimciler için 8 Adımda İş Planı

Girişimciler için 8 Adımda İş Planı