Pazarlama Yönetimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pazarlama Yönetimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Mart 2019 Perşembe

Kar Marjı Nedir? Mark Up ve Gross Profit

Kar Marjı Nedir? Mark Up ve Gross Profit



Günümüz işletmelerinin en önemli birimlerinden biri Finans. Hem yönetim kademeleri hem de işletmede satış ve  ile ilgili tüm birimler  açısından işletmelerin  ve risk değerlendirmesi için önemli bir araçtır.


İşletmenizde finansal kavramlar denince ilk kalkış noktası kar marjının hesaplanmasıdır. Bu yazımda, çok kısaca kar marjı, “gross profit” ve “mark-up” konularına değineceğim.
Kar marjı, satış işlemi sonrası, beklenen kar oranı olarak tanımlanır. Doğal olarak Kar marjı, üründen, hizmetteni, bulunduğu yerden kaynaklı farklılık gösterebilir. İngilizcede iki karşılığı bulunan bu kelimelerin türkçede tek bir karşılığı vardır o da kar marjıdır. Kar marjı “gross profit” ve “mark-up” olarak hesaplanabilir. Kullanılan hesaplama yöntemine göre kar marjı farklı hesaplanabilir. Bundan dolayı kar marjı hesaplayacak olan kişiler hangi hesaplama yöntemi kullanılacaksa hesaplama öncesinde ona karar vermeli ve hesaplamayı ona göre yapmalıdır. Aksi durumda farklı kar marjları hesaplanarak karışıklığa sebep olunabilir.

Kar Marjı Nasıl Hesaplanır?

Gross Profit – Yukarıdan Aşağıya

Bu hesaplama yöntemi Yukarıdan aşağıya hesaplama olarak adlandırılmaktadır. Gross Profit hesaplama yöntemiyle kar marjını bulmak öncelikle ürünün/hizmetin satış fiyatından alış fiyatı çıkartılır. Elde edilen sonuç satış fiyatına bölünür. Bölümün sonucu da 100 ile çarpılarak kar marjı bulunmuş olur.
Gross Profit – kar marjı = [ ( satış fiyatı – alış fiyatı ) / satış fiyatı ] x 100
Örneğin bir ürünün veya hizmetin:
Satış fiyatı 100TL olsun
Alış fiyatı 50TL olsun.
Bu durumda Gross Profit – kar marjı = ( 100-50 ) / 100 x 100 = 50 /100×100 = %50 olarak yukarıdan aşağı hesaplama yöntemiyle bulunmuş olur.

Mark-up – Aşağıdan Yukarıya

“Aşağıdan yukarıya hesaplama” olarak adlandırılan bu yöntemle yine Gross profit yönteminde olduğu gibi ilk olarak ürünün veya hizmetin satış fiyatından alış fiyatı çıkartılır. Bulunan fark alış fiyatına bölünür. Bölüm sonucu da 100 ile çarpılarak aşağıdan yukarıya hesaplama ile kar marjı bulunmuş olur.
Mark-up – kar marjı = [( satış Fiyatı – alış Fiyatı) / alış Fiyatı] x 100
Örneğin bir ürünün veya hizmetin:
satış fiyatı 100TL olsun
alış fiyatı 50TL olsun.
Bu durumda Mark-up – kar marjı = ( 100-50 ) / 50 x 100 = 50 /50×100 = %100 olarak aşağıdan yukarıya hesaplama yöntemiyle bulunmuş olur.
Detaylar www.muratyilmaz.biz.tr

22 Şubat 2013 Cuma

Pazarlama Sosyal Medya Eticaret -1 [TV Röportaj]




Cihan TV Network ile 68 Yerel Televizyon'da aynı anda yayınlanan, Ekonomi Artı Programı. Programda, Pazarlama, eticaret ve sosyal medya üzerine güncel konular, her kesimden izleyicinin sıkılmadan takip edebileceği bir formatta sunuluyor. 

R.Murat Yılmaz
Daha fazla bilgi: PazarlamaProjeleri.com 
E-mail:  info@pazarlamaprojeleri.com

Pazarlama Stratejileri, Araçlar, Teknikler, Yöntemler, Örnekler, Satış Artırıcı Çalışmalar, Sistemler, Alan Çalışmaları, Bilişim Ürünlerinden Pazarlama bazında Faydalanma, E-Ticaret, E-İş(E-Business), Satış Kanalları Yönetimi, Müşteri İlişkileri CRM, Kurumsal Kaynak Planmala ERP, Ürün, Marka Yönetimi, Dünyadaki Örnekler, Yönetim Guruları, Türkiye'deki uygulamalar vb..

21 Kasım 2011 Pazartesi

MÜŞTERINİZ KIMDIR?



Müşteri, bir şirketten ürün veya servis satın almış veya satın alması olası olan kişidir. Müşteri, pazardaki kıt kaynaktır. sınırlıdır ve pazarda rekabet eden tüm şirketler Pazar paylarını arttırmak için daha fazla müşteriye ulaşmaya ve mevcut müşterilere daha fazla ürün satmaya çalışmak gerekmektedir.
Müşteri, bu bakımdan, özenle elde tutulması gereken, ilgilenilmesi gereken, devamlı olarak iletişim halinde olunması gereken kişidir. Bu bağlamda, müşteriler ile iletişim kurulması, randevulara gidilmesi, konuşulanların detaylarının kayıt altına alınması önemlidir ki o müşteri hakkında bir bilgi birikimi oluşturulsun.

Sorulması gereken soru:  Müşterilerinizin gözünde nasıl var olabilirsiniz?
Müşterilerimiz son dönemlerde giderek güçleniyorlar; çünkü İstekleri yeterince karşılanamayan müşteriler için artık aynı hizmeti alabilecekleri birçok alternatif var. Müşterilerimiz ile duygusal bir bağ kuramıyor, tercihlerini aklımızda tutamıyor, onlara sürekli yeni tanışıyormuşuz gibi davranıyorsak; onlara isteklerini değil de bizim sunduklarımızı satmaya çalışıyorsak, müşterilerimizin gözündeki yerimizi günbegün kaybetmemiz işten bile değil.
Günümüzün teknolojik imkânlar, müşterilerimizi birey olarak tanımaya, onların profil bilgilerini ve tercihlerini saklamaya, bu bilgiler ışığında pazarlama ve satış yapmaya olanak sağlıyor. Yeter ki bu yola nasıl çıkacağımızı bilelim, ön hazırlıklarımızı doğru yapalım, en etkin teknolojiyi doğru kişilerle kuralım.  www.PazarlamaProjeleri.com

Benzer yazıları www.PazarlamaProjeleri.com adresinden inceleyebilir. Facebook sayfasından (Like) yazılarımız yayınlanırken anında haberdar olabilir http://www.facebook.com/pages/pazarlamaprojelericom/199721040046066 Bizleri  twitter.com/marketing_ist adresinden takip edebilirsiniz. 

10 Kasım 2011 Perşembe

İşletmelerde Aptal Puma Sendromu


Bazı şirketler doğru büyüyor ve kazanıyor, bazıları ise kaybediyor. Kazanan ve işletmelerin birbirinden çok farklı ve zıt özellikleri var. "yeni ekonomi" kavramı ile ifade edilen sistemler bilgiye, yaratıcılığa ve sorumluluk alma davranışına gereksinim duyuyor. Ana ticaret konularına fokus olmayan ve belirleyici konuların dışında, farklı farklı çalışmalar yapan şirketler, sonuç almakta zorlanıyorlar.
Halen hedef müşteriler segmentlerini bilmeyen işletmeler var. Müşterileri kimler?, Ürün ve hizmetlerini satınalan hedef müşterilerinin diğer ihtiyaçları nedir? Rakipleri kim? İşletme sahiplerinin çoğu her sabah işyerini açmanın maliyetini bilmiyor. Neden İş sahipleri, vakitlerinin çoğunu, diğer elemanlarının yapabileceği, günlük rutin işlerle geçiriyor. Doğru hedefe yönlenen işletmeler, doğru bir yönetimle, müşteri segmentlerini ve hedef pazarlarını tespit etmeyi öğrendiklerinde ise satışlarını arttırıyor, daha az çabayla daha fazla ciro elde edebiliyorlar.
Doğada avını yakalamak için bu hesabı yapan tek hayvan var. Puma. Bir puma avının peşinden ne kadar koşar? İşte ormanların vahşi avcısını uygarlıkların kurucusu insan'a örnek yapacak olanda pumanın bu özelliğidir. Puma avının peşinden sürdürdüğü "ölüm koşusunu" her zaman avının cüssesine göre ayarlar.
Pumanın bir avda kullanabileceği sınırlı bir enerjisi vardır. Bunu çok iyi ayarlar. Yani bir ceylan ele geçirmek için koştuğu süre ile, bir tavşanın peşinden geçirdiği süre asla aynı değildir. Çünkü puma akıllı bir hayvandır ve koşarken harcadığı enerji miktarı, avdan elde edeceği potansiyel enerji miktarını aştığı anda puma koşmaktan vazgeçer. Yenilgiyi kabul edip başka av arar. Bu nedenle ceylanın peşinden fazla, tavşanın peşinden çok daha az koşar.
İş hayatında da “puma” örnek alınır ve az kazanç peşinde çok emek para ve zaman kaybedilmesi de “aptal puma sendromu” diye adlandırılır. İş hayatında, Başarı, pumalıktan, yani harcanan emek, ulaşılan sonuç ilişkisindeki dengeyi iyi saptamaktan geçiyor.
-------------------------
Benzer yazıları www.PazarlamaProjeleri.com adresinden inceleyebilir. Facebook sayfasından (Like) yazılarımız yayınlanırken anında haberdar olabilir http://www.facebook.com/pages/pazarlamaprojelericom/199721040046066 Bizleri  twitter.com/marketing_ist adresinden takip edebilirsiniz. 

27 Aralık 2010 Pazartesi

Trakya Üniversitesi Seminer: Pazarlamanın dünü, bugünü ve yarını

Trakya Üniversitesi Bilişim ve Teknoloji Topluluğu ile Gelecex in birlikte düzenlediği Girişimcilik,İnovasyonla Kariyer ve Pazarlama Semineri, 17 Aralık 2010'da 400'ün üzerinde katılımla, Türkan Sabancı Kültür Merkezinde gerçekleşti. 


Ağırlıkla Pazarlamanın gelişimi, Türkiye ve Dünyadaki uygulamaları, geçmişte uygulanan pazarlama trendleri, günümüzde nasıl şekillendiği, yakın gelecekte neler yaşanacağı, en etkin uygulamalar ve pazarlama modelleri üzerinde interaktif katılımcı bir sunum gerçekleşti.  





 

13 Aralık 2010 Pazartesi

Girişimcilik, İnovasyonla Kariyer ve Pazarlama Semineri


Trakya Üniversitesi Bilişim ve Teknoloji Topluluğu’nun, Gelecex ile birlikte düzenlediği etkinlikte R. Murat Yılmaz (SANKO Enerji Pazarlama Müdürü),M. Gökhan Karatoy (Technoface Pazarlama ve İnovasyon Departman Müdürü),Selçuk Atlı (İletken Teknoloji Kurucusu) konuşmacı olarak yer alacak.
17 Aralık Cuma günü saat 13.00 – 16.30 arasında gerçekleştirilecek seminere tüm öğrenciler davetledir.

http://www.tubitet.com/index.php/girisimcilik-inovasyonla-kariyer-ve-pazarlama-semineri.html

Benzer yazıları www.PazarlamaProjeleri.com adresinden inceleyebilir. Facebook sayfasından (Like) yazılarımız yayınlanırken anında haberdar olabilir http://www.facebook.com/pages/pazarlamaprojelericom/199721040046066 Bizleri  twitter.com/marketing_ist adresinden takip edebilirsiniz. 

15 Ekim 2010 Cuma

Karar vermenin efendisi, Jonah Lehrer, Lords Of Marketing'de

İnsanlar karar aldıkları ilk günden beri nasıl karar aldıkları konusunda kafa yormuşlardır. Yüzyıllar boyunca insan davranışlarını dışarıdan gözleyerek, karar alma üzerine incelikli teoriler geliştirmişlerdir. Beyin tam bir kapalı kutu olduğu için bu düşünürler insanın kafasının içinde gerçekte neler olup bittiği hakkında fiilen sınanamayan bazı varsayımlara dayanmak zorunda kalmışlardı.

Jonah Lehrer, sinirbilimin bulguları ışığında kararlarımızı nasıl verdiğimizi inceliyor. Karar öncesinde beynimizin içinde neler olup bittiğini aydınlatmaya çalışıyor. Uçak pilotlarının, oyun kurucularının, dizi yönetmenlerinin, poker oyuncularının, profesyonel yatırımcıların,  teknik direkörlerin, suçluların, günlük hayatta aldıkları kararları irdeliyor.  Beyin açısından bakıldığında, iyi bir kararla kötü bir karar arasında ince bir çizgi var ve nörobilimlerdeki yeni keşiflerin, spordan, medyaya kadar liderler tarafından nasıl avantaja dönüşeceğini, Lords of Marketing'de anlatacak.

6 Ekim 2009 Salı

Martin Lindstrom -

Tüm dünyada "Brandmaker" (Marka Yaratıcısı) olarak tanınan ve Amerikanın en büyük 30 firmasına danışmanlık yapan marka ve pazarlama gurusu Martin Lindstrom'un hepimiz gibi daha fazla nasıl satarımın cevabını arıyor. Bu bağlamda hepimizin sorduğu sorulara faklı bir bakış açısı sunuyor. Günümüzde piyasaya sürülen 10 yeni ürünün neden sadece bir tanesi pazarda tutunurken diğerleri kaybolup gidiyor? Bizim için olmazsa olmaz dediğimiz markalar nasıl oldu? Reklamlarına harcanan milyarlarca dolara rağmen tüketiciye bir anlam ifade etmeyen markalara karşılık, iPod’un beyaz kulaklıklarla dans eden gençleri nasıl milyonların sevgilisi olabiliyor?

Lindstrom’a göre tüketicinin gerçekten ne istediğini anlamak için, onları dinlemek, saha analizleri yapmak ya da milyarlar harcanarak yapılan modellemeler, analizler yeterli değil. Çünkü tüketici uzun zamandır söylediğini yapmıyor, inkâr ettiğini kucaklıyor. Bu yüzden Lindstrom ve araştırma ekibi kaynağa, yani beyine giderek satın alma kararlarının nasıl verildiğini ölçüyor, inceliyor.

Kitaba ismini veren “buy-ology” terimi, alışveriş yaparken vücudumuzun gerçekte neler hissettiğini ve neler istediğini anlama bilimi anlamına geliyor. Kısacası tüketiciler bilerek ya da bilmeyerek bize yalan söyleseler de, beyinleri hep doğruyu söylüyor.


Lindstrom’un pazarlama önerileri;

1. Tüketicinin aklında yer etmek isteyen markalar, etkileyici bir hikaye anlatmalılar. Böylece tüketicinin aklında daha uzun süre kalırlar.

2. Marka, kendine bir ritüel yaratmalı.

3. Gelecekte batıl inançlara oynayan markalar çok satacak. Bunu bilerek markaları konumlandırmakta fayda var.

4. “Beni al” şeklinde iletişim değil, gizli iletişim önemli.

5. Markayı oluştururken en güçlü duyunun ses olduğunu unutmamak gerekiyor. Bugün ise markaların yüzde 33’ü göze hitap ediyor.

6. Gelecekte logolar önemini kaybedecek.

7. Marka, güçlü düşmanla daha çok güçlenir.

8. Marka, aidiyet yaratmalı.

9. Merkez haline gelmek önemlidir. Starbucks’ın yayılmacı bir politika ile iz bıraktığını unutmamak gerekiyor.

10. Ritüel oluşturun. Grona birası,limonla birayı birlikte içme geleneği başlattı ve bu şekilde ünlendi.

11. Görkemli görünmeye önem gösterin. Markanız büyüklüğünüzü, büyük düşündüğünüzü yansıtmalı.

12. Gizemli görünün. Coca Cola, KFC gibi şirketlerin özel açıklanmayan tarifleri var. Bunun için, şirketlerin de kimseyle paylaşmadıkları sırları olmalı.

13. Misyonerleriniz olmalı. Markalarınızı tanıtan, kulaktan kulağa sizin hakkınızda düşünen misyonerlere sahip olmalısınız.




15 Ocak 2009 Perşembe

Kriz nasıl başladı, Türkiye'ye nasıl ulaştı


Geçtiğimiz yılın yaz aylarında Amerikan konut kredileri (mortgage) ve vasıfsız kredi (subprime credit) piyasalarında başgösteren “çalkantılar”, gittikçe şiddetlenen salınımlar halinde “küresel bir krize” dönüştü. O günlerden bu yana, Amerika’da Bear Sterns, İngiltere’de Northern Rock bankalarının 2008’in bahar aylarındaki kurtarma operasyonlarını Freddie Mac ve Fannie Mae adlı sigorta/yatırım şirketlerinin fon idaresinin kamulaştırılması izledi. Söz konusu müdahalenin bedeli 5 trilyon dolar olarak ölçülmekteydi. Tam düzlüğe çıkılmış, borsalar “krizi atlattık” sloganlarıyla coşku içerisine sürüklenmişken, bu sefer de 150 yıllık yatırım şirketi Lehman Brothers ve Merryl Lynch’in iflası haberleri ortalığı alt üst etti

Eylül ayının ortasında Lehman Brothers'ın iflasıyla şiddetlenen küresel ekonomik kriz Türkiye'yi ilk kez ekim ayında ciddi bir şekilde etkilemeye başlamıştı. Krizin ilk sinyali ekim ayında uzun bir dönem sonra ilk kez yüzde 1.87 oranında gerileyen ihracattan geldi. Türkiye ekonomisindeki yavaşlama nedeniyle eylül ayında işsizlik oranı bir puan artarak yüzde 10.3'e çıkarken işsiz sayısı da 295 bin kişi artışla 2 milyon 548 bine çıktı. Ekim ayı ise küresel krizin ilk etkilerinin hissedildiği ay olması itibarıyla özel bir önem taşıyor. Uzmanlar işten çıkarmaların kasım ve aralık aylarında yoğunlaştığına dikkat çekerek, işsizlikteki asıl sıçramanın kasım ve aralık aylarında yaşanacağını vurguluyor. Daha önce açıklanan sanayide kapasite kullanım verileri bu istatistiğin derlendiği 1991 yılından bu yana en düşük seviyeye inerek alarm vermişti. İhracatın da kasım ayında yüzde 22, aralık ayında ise yüzde 25 düşmesi dış pazarda da talebin durduğunu göstermesi açısından önem taşıyor..

Bu geri dönüşler bana, aşağıdaki çok bilinen fıkrayı hatırlattı.

Adamın biri lokantanın camında şöyle bir ilan görür: "İstediğiniz kadar yiyin. Hesabı torununuz ödesin." Adam bedavayı çok sevdiği için merak edip içeri girer.Bir masaya oturup garsonu bekler. Bir süre sonra garson adam yanına gelir. Adam yemek siparişi vermeden önce merakını gidermek için camda yazan ödeme işinin nasıl olduğunu sorar.


Garson açıklama yapar: "Biz bu işi yüzyıldır yapıyoruz efendim. Daha sonra torununuzu buluyoruz ve yediğiniz yemeğin ücretini torununuzdan tahsil ediyoruz." cevabını verir. Garsonun açıklaması adamın hoşuna gider.

Oturduğu masada kendisine bir güzel ziyafet çeker. Masasından kalkmak için doğrulacağı sırada garson yanına gelerek önüne tabak içinde bir fatura bırakır. Adam tabii şaşırır: "Bu fatura nedir yahu, hani hesabı torunum ödeyecekti?" diye sorar. Garson adamın yüzüne gülerek şöyle der: "Efendim, hesabı torununuz ödeyecek. Ama bu dedenizin hesabı!"

7 Temmuz 2008 Pazartesi

Perakende Pazarı Kızışıyor.

Markalar, artık, "sadece benim ürünümü satabilirsin, rakip ürünü satamazsın" şartı koyamayacak


Rekabet Kurumunun “Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği”nin geçiş süresi olan bir yılın dolmasıyla, Temmuz ayı itibariyle hakim durumdaki teşebbüsler için yeni dönem başladı.

Bundan sonraki süreçte firmaların sadece kendi ürünlerinin satılmasını şart koşan sözleşmelerin yanı sıra indirim, bedelsiz ürün, kota getirmek gibi uygulamalar da artık yasak.

Dikey anlaşmalara yönelik politikada yeni dönemde, pazar payı yüzde 40'ın üzerinde olan firmaların rekabeti sınırlayıcı dikey anlaşmalarının otomatik olarak muafiyetten yararlanmalarının önüne geçilmiş olacak.

Pazar gücü yüksek ve özellikle hakim durumda olan firmaların rekabeti sınırlayıcı dikey anlaşmalarının yeni dönemde bireysel muafiyet almaları da zorlaşacak veya sadece kısa süreli muafiyetler söz konusu olacak.

Yeni dönemde özellikle pazar payı yüksek olan teşebbüslerin perakende satış noktalarını bağlayan ve sadece kendi ürünlerinin satılmasını şart koşan anlaşmalar yasaklanacak.

Bir başka deyişle hakim durumda olan pazar lideri teşebbüsler satış noktalarına “sadece benim ürünümü sat, rakip satma” şeklinde sözleşmeler dikte edemeyecek. Ancak satış noktaları kendi özgür iradeleriyle zorlama olmaksızın (ben sadece bu firmanın ürününü satarım) diyebilecek.

Bu dönemde firmaların sadece kendi ürünlerinin satılmasını şart koşan sözleşmelerin yasaklanmasının yanında indirim, bedelsiz ürün, kota getirmek gibi fiili münhasırlığa yol açan uygulamalar da yasak olacak.

HANGİ SEKTÖRLER BUNDAN NASIL ETKİLENECEK?

Dikey anlaşmalara yönelik yeni politika döneminden öncelikle haklarında karar alınan bira, yüksek alkollü içkiler, gazlı içecekler, dondurma ve hazır cips pazarlarında faaliyet gösteren teşebbüsler etkilenecek. Ancak bu teşebbüslerin yanı sıra yüzde 40 pazar payı eşiğinin üzerinde kalan teşebbüsler de artık grup muafiyetinden otomatik olarak yararlanamayacak.

Öte yandan gazlı içecekler ve bira pazarlarında 100 metrekarenin altındaki ve sadece bir firmanın dolabının bulunduğu satış noktalarında, soğutucu dolabının yüzde 20'si satış noktası tarafından serbest alan olarak kullanılabilecek ve satış noktaları diledikleri takdirde rakip içecekleri bu alana koyabilecekler.

Ya da dondurma pazarındaki satış noktalarında birden fazla firmanın soğutucu dolaplarını görülebilecek.

Yeni düzenlemenin özellikle yoğunlaşmanın yüksek olduğu hızlı tüketim ürünlerinin alt pazarlarında, dayanıklı tüketim ürünleri gibi pazarlarda, ilaç, akaryakıt ve telekomünikasyon pazarlarında, etkili olması bekleniyor.

Öte yandan genel olarak rekabetin yoğun olduğu tekstil, konfeksiyon gibi sektörlerin bu düzenlemeden etkilenmeyeceği söylenebilir.

Pazar payı eşiğini aşan teşebbüsler, Rekabet Kanununun ilgili maddesinde belirtilen şartları yerine getirdikleri ölçüde bireysel muafiyetten yararlanabilecek.

SEKTÖRLERE YOL GÖSTEREN KILAVUZ DA ÇIKACAK

Öte yandan Rekabet Kurumu, pazar eşiğinin üzerinde kalan teşebbüsler için yol gösteren bir kılavuz hazırlayarak, teşebbüslerin bu yeni duruma uyumlu olmalarına yardımcı olacak.

Geçen yıl 1 Temmuz tarihinde yürürlüğe giren tebliğe teşebbüslerin uyum sağlayabilmesi için Kurum tarafından bir yıl geçiş süresi tanınmıştı. Bu süreç 1 Temmuz 2008 tarihinden itibaren sona erdi.

REKABET KURUMU BAŞKANI KALDIRIMCI

Rekabet Kurumu Başkanı Nurettin Kaldırımcı konuya ilişkin rekabet kurumu olarak önümüzdeki dönemde mağaza içi rekabetin ve tüketicilerin seçeneklerinin artmasını ve bunlara bağlı olarak da fiyatların düşmesini beklediklerini söyledi.

Rakip ürün satma yasağı başta olmak üzere pazar gücü kaynaklı rekabet sınırlamalarını yasaklayarak, piyasaya girişleri kolaylaştırarak dağıtım sisteminin daha etkin ve verimli bir yapıya dönüşmesinin yolu açılacağını vurgulayan Kaldırımcı “Bu düzenlemeyle kazanan aktörlerinin tüketiciler, KOBİ'ler ve adil rekabet düzeni içinde daha başarılı olmak isteyen teşebbüsler olacağını söyleyebiliriz” dedi.

21 Nisan 2008 Pazartesi

Gizli Müşteri

Gizli Müsteri çalismasi, müsteriyle kurulan iliski sirasinda personelin ve. süreçlerin, daha önceden belirlenmis standartlara ne derece uyduklarini belirler.

“İş körlüğü” çoğu zaman şirketlerin kendilerini geliştirmek, müşteriye daha iyi hizmet vermek adına aşmaları gereken önemli bir problemdir. İşte bu problemi aşmak için farklı arayışlara giren şirketler gizli müşteri araştırmalarının önemini keşfetmiştir. çünkü gizli müşteri araştırmalarının sunduğu en büyük imkan kendilerini “müşteri gözü”ile görebilmektir. Bu çalışma ile müşterileri firmaların gören gözleri olmaktadır. Bu çalışma size nerede olduğunuzu, ne yaptığınızı dahası yaptıklarınızın nasıl anlaşıldığını görebilme imkanı sağlar. Bu araştırma metodu müşterinizin gözündeki yerinizi en iyi bilenden yani müşterinizin gözünden gösteriyor. Genel olarak bakıldığında bu çalışmanın yararları olarak:

·Müşteri memnuniyetinde artış
·çalışan performansında artış
·çalışanların müşteriye verdiği önemde artış
·Rakipleri izleyebilme
·Eğitim ihtiyaçlarının etkin şekilde tespiti
·Organizasyon gelirinde artış
·Organizasyon hedeflerine ulaşmada kazanılan hız
·Organizasyon performansının "müşteri gözüyle" ölçülmesi
·Organizasyonun gelişim sürecini izleyebilme gösterilebilir.

Gizli Müşteri araştırması etik ilkelere uygun yapılmalıdır. isten çikarma ve cezalandirmalar için tek gerekçe olarak kullanilmamalidir. Bir Gizli Müsteri çalismasi, müsteriyle kurulan iliski sirasinda personelin ve süreçlerin, daha önceden belirlenmis standartlara ne derece uyduklarini
degerlendirir. Çalismanin amaci bunlari gelistirmek ve müsteri memnuniyetini artirmak olmalidir

28 Mart 2008 Cuma

Charlers Fishman - Wall Mart Etkisi


Perakendede dünyanın en büyüğü olan Wal-Mart’ı analiz ettikten sonra kitaplaştıran gazeteci Charles Fishman, "Wal-Mart Etkisi" konulu konferansta yaptığı konuşmada, İstanbul’da bütün perakendecileri dolaştığını, bir
tek Kapalıçarşı’ya gitmediğini belirtmiş

Fishman, ‘Wal–Mart’ın istediği üreticiyi batıracak gücü var ama birçoğunu da zengin etti.
kurallarına kendini uydurabilen kazanır’ diyor. Fishman, Türkiye perakende sektörünün lojistikte biraz daha öğrenme ihtiyacı bulunduğunu belirterek, "Wal-Mart Türkiye'ye girerse, dehasını işte bu noktada uygulayacaktır" "Wal-Mart'ın birinci veya ikinci sırada yer almayacaksa Türkiye'ye girmeyi düşünmeyeceğini belirtti.
Wal-Mart'ın Türkiye pazarına girmesi halinde yaşanacak olumlu etkilerden de söz eden Fishman, "Çok sayıda istihdama neden olacak ve de Türk ürünleri satın alacak. Hatta Wal-Mart beğendiği ürünleri yurtdışındaki mağazalarda da satabiliyor. Böylece üreticiler ofis açmadan Çin'de, Meksika'da ürünlerini satabiliyor" diyor.
Wal - Mart'ın ABD'de 31 süpermarket zincirinin iflasına neden olduğunu söyleyen Wal-Mart'ın Türkiye'ye gelmesi halinde, süpermarketlerin kapanmasına neden olacağına inanmıyor. "Ancak zorlanacakları kesin, Wal-Mart, Meksika ve Çin'e gittiğinde tam bir kasırga yarattı. Türkiye için de bir kasırgadan bahsetmek doğru olmaz ancak, mutlaka değişikliklere neden olur" diyor.

Wall-Mart, birimler içinde hızlı hareket edebilen bir yapı. Çok hızlı karar alabiliyor. Fiyat dengesini, iyi analiz ederek, hedef fiyatlar ile Üretici- Tüketici dengesini kuruyor.

------------------
Benzer yazıları www.PazarlamaProjeleri.com adresinden inceleyebilir. Facebook sayfasından (Like) yazılarımız yayınlanırken anında haberdar olabilir http://www.facebook.com/pages/pazarlamaprojelericom/199721040046066 Bizleri  twitter.com/marketing_ist adresinden takip edebilirsiniz. 


Girişimciler için 8 Adımda İş Planı

Girişimciler için 8 Adımda İş Planı