21 Kasım 2011 Pazartesi

FARKLI BAKMAK, FARK YARATMAK, FARKI GÖRMEK, FARKI GÖSTERMEK



Bilginin bir zenginlik olduğu tartışılmaz. Kavranmayan, kişiye fazla gelen bilginin, bir engel olabileceği, her şeyi daha önce yaşadıklarımız çerçevesinde yorumladığımız zaman, yol gösterici olmak bir yana, bizi sınırladığını fark edemeyiz. Bilgilerimiz geçmiş deneylerimize dayanır ama hiçbir şey bir öncekinin tekrarı değildir. Sözkonusu sıradanlık, devamlı büyüyerek, etrafımızda bir algı karmaşası oluşturuyor. İçinde bulunduğumuz yüzyılda, mal ve hizmetlerini satmaya çalışan firmalar, çok kısa bir süre içerisinde, sıradan bir fikri, farklı olarak tüketiciye sunarak, talepleri artırma yarışında bir önceki reklama göre daha farklı olma yarışına giriyorlar. Bu koşullar, farklı bir bakış açısı getiriyor.

Rekabet gücünün ana unsuru “fark yaratmak“tır. Fark yaratmak ise , kısaca, herkes gibi yapmamakla mümkün. Eğer bir fark yaratmak istiyorsanız bunu diğerlerinin yaptığından çok az daha iyisini yaparak yapamazsınız. Yaratıcılık ön planda olmalı. Yaratıcılık için, önce bu farkları anlamak, rakiplerinizi farklı bir bakış açısı ile görmek gerekiyor.
Pazarlamada, “farkı görmek”den çok “farkı göstermek” daha önemlidir. Tüketicileriniz ile, onların dikkatlerinin en dağınık olduğu zamanda karşılaşabilir ve o zor algılanabilecek zamanda, mesajınızı maksimum etkiyi oluşturabilecek yalınlıkta sunabilirsiniz.
Pazarlamada fark yaratmak için çözmeniz gereken denklem, basit, anlaşılır, etkili, yalın, güvenilir mesajı, en kısa zamanda, hedef kitlenize, güvendiği yol ve/veya medya ile tam dozunda verebilmek için en uygun alternatifleri, en kısa zamanda bulup, en etkin şekilde kullanabilmenizdir.